Enfekte ettiği hücreyi taşa dönüştüren bir virüs keşfedildi

Yeni keşfedilen bir virüs karmaşık yaşamın nasıl ortaya çıktığı sorusuna yanıt olabilir

Enfekte ettiği hücreyi taşa dönüştüren bir virüs keşfedildi
Enfekte ettiği hücreyi taşa dönüştüren bir virüs keşfedildi

Tokyo Bilim Üniversitesi'ndeki virolog Masaharu Takemura ve Japonya Kyoto Üniversitesi'ndeki Hiroyuki Ogata liderliğindeki bir bilim adamı ekibi, efsanevi canavar Medusa gibi, neredeyse amipleri taş benzeri bir kiste çevirebilen dev bir virüs keşfetti. Japonya'daki bir kaplıcadan izole edilen ve Medusavirus olarak adlandırılan bu virüs, Acanthamoeba castellanii olarak bilinen bir amip türünü enfekte edip amipin sert, taşlı bir kabuk geliştirmesine neden oluyor.

    Medusa, by Caravaggio (1595)

Yunan mitolojisinde Medusa, saçlarının yerinde canlı zehirli yılanlar olan kanatlı bir kadın canavardı. Bu canavarın yüzüne bakanlar taşa dönüşürlerdi.

Bu keşifle ilgili daha önemli bulgu ise dev virüsün antik genomunda hayvanlar, bitkiler ve insanlar gibi ökaryotik organizmaların yapı taşlarını oluşturan kompleks proteinlerin bazılarını barındırması. Bu proteinlerin virüsün genomundaki varlığını anlamak, bilim adamlarının kökenimizle ilgili en zor soruların üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir.

Tokyo Bilim Üniversitesi'nden Profesör Takemura, “Dev virüsün genom araştırması, Medusavirus ile ökaryotik yaşamın kökeni arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor” diyor. Virüs replikasyonu başlatmak için amipin genomuna DNA'sını transfer ettikten sonra  kendi DNA polimerazını (DNA'yı sentezleyen enzim) ve histonları kullanır, ancak genel olarak işlemi tamamlamak için amipin metabolizmasından faydalanır.

Yazarlar tarafından yapılan evrimsel bir analizin sonuçları evrim ağacında Medusavirus DNA polimerazının ökaryotlarda bulunan DNA polimerazının kökeninde bulunduğunu göstermektedir. Yazarlardan biri olan Kyoto Üniversitesinden Dr. Genki Yoshikwa, 'Bulgular insan DNA polimerazının muhtemelen Medusavirus veya onun akrabalarının birinden kökenlendiği anlamına geliyor' dedi. Virüsler çoğalmaları için canlı bir hücreye, yani bir konağa gereksinim duyarlar. Kendi başlarına çoğalamayan virüsleri bu nedenle canlı olarak tanımlamıyoruz.

Bir virüs bir konağı enfekte ettiğinde çoğalmak için konağın bazı genlerini kullanır. Bunu yaparken de kendi genlerinden bazılarını konağın genomuna entegre ederek konağın genomunda nesiller boyunca taşınan bir 'parmak izi' bırakır. Bu karşılıklı bir alışveriş gibidir : Virüs konağın genlerinden faydalanırken kendi genlerinden bazılarını konağın genomuna ekler.

Bu karşılıklı etkileşim koevolüsyon, yani birlikte evrim olarak adlandırılan bir süreçtir.