Ex Situ Bitki Koruma ve Botanik Bahçeleri

Bitkilerin ex situ korunmalarında araştırmacılara fırsatlar sunar!

Ex Situ Bitki Koruma ve Botanik Bahçeleri
Bitkilerin ex situ korunmalarında araştırmacılara fırsatlar sunar!

Bitkiler biyosferdeki biyokütle oluşumu, güneş enerjisinin tutulması, yaşam gibi önemli konularımızın temel etkenlerinden, baş aktörlerindendir. Bitkiler toprak verimliliği, suyun ve havanın temizlenmesi, karbondioksit emilimi, iklimin düzenlenmesi gibi ekolojik olayları da destekleyerek insan yaşamındaki gerekli gıda, ilaç, yapı malzemeleri ve ısınma için yakıtı da sağlarlar. Londra’da merkezi bulunan Kew Kraliyet Botanik Bahçesi tarafından yayımlanan raporda dünyada tespit edilen bitki türlerinin sayısının 390 bin civarında olduğu bildirilmiştir. Bu bitki çeşitliliğinin ise %20’sinin nesli tükenme tehdidi altında olduğu yapılan çalışmalar sonucu belirtilmiştir.

Bu nesli tükenme tehlikesi antropojenik (doğada insanoğlunun neden olduğu etkiler) yani yaşam alanlarının bozulması, istilacı türlerin yerli türlerin yerini alması, kaynakların aşırı tüketilmesi (yenilenemeyecek şekilde) ve iklim değişikliği ile doğrudan ilişkilidir. İnşaat alanlarının genişlemesi ile gezegenimizin karasal yüzeyinin %75’inin insan baskısı altında olduğu ve bunun tarıma ayrılan alanların da % 40’ını kapsadığı tahmin edilmektedir.

Üstelik kırsal alanlardaki bitki populasyonları istilacı türlere, bitki zararlılarına, hastalıklara ve iklim değişikliğine karşı savunmasızlar. Bu nedenle ex situ (doğal alanı dışında) koruma, doğal yayılış gösteren bitkiler için oluşturulan ortamlarda kısa –orta -uzun vadede yaşamlarını sürdürebilmeleri için tek yöntem olabilir. En önemlisi, tehlike altındaki bitki türleri; gıda güvenliği, enerji kullanılabilirliği, su kıtlığı, iklim değişikliği ve habitatların tahribatı konularında karşılaştığımız sorunlarımızı çözmemiz için de kilit rol oynayabilir.

Botanik bahçeleri bir çok amaç için kullanılır. Ama özellikle bitkilerin ex situ korunmalarında araştırmacılara fırsatlar sunar ve türlerin kaybolmasını önlemede entegre olmuş çoklu koruma yöntemleri ile birlikte önemli bir rol üstlenir.

Botanik bahçelerinin bitki korumadaki rolü tanımlanırken ilk Botanik Bahçeleri Koruma Stratejisi 1989’da yayımlandı ve 1990’lar boyunca bu görevi geliştirmeye devam etti. Sonra bu stratejiyi geliştirmek için 100’den fazla ülke ve 800 botanik bahçesinden oluşan Uluslararası Botanik Bahçeleri Koruma Teşkilatı kuruldu. Bu teşkilat daha sonra Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Convention on Biological Diversity)’ne dahil edildi. Ardından da Küresel Bitki Koruma Stratejisi (Global Stratejy for Plant Conservation) içerisine alınarak sonuçlandırıldı. Küresel Bitki Koruma Stratejisi bitki çeşitliliğinin kaybını durdurmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca bilgi, koruma, sürdürülebilir kullanım, farkındalık, kapasite geliştirme faaliyetlerini kapsayan 16 hedefi vardır. Bonanik bahçeleri tüm bu hedefleri sağlamada katkıda bulunuyor fakat bitkilerin ex situ korunmasında temel kuruluşlar oldukları için, Küresel Bitki Koruma Stratejisinin (GSPC) Hedef 8’ini yerine getirmede kilit görevi görüyor. Hedef 8; 2020 yılına kadar tehlike altında olan bitki türlerinin en az % 75’ini tercihen kendi orijininde ex situ koleksiyonlara alma, en az % 20’sini de koruma ve yeniden üretme programlarına sağlamayı ifade ediyor.

Botanik Bahçeleri Koruma Stratejisi, geçtiğimiz yıllarda tüm bu bitki çeşitliliğinin korunması ve yönetimi için botanik bahçe merkezli, maliyet ve küresel sistemi de kapsayan vizyonunu yayınladı. Bu yayında bitki çeşitliliğinin korunması ve sürecin yönetilmesinde botanik bahçelerin merkezi bir rolü olduğuna dair 2 iddia yatmaktadır. Birincisinde tohum bankacılığı, üretim, doku kültürü, destekli göç sağlama (başka bir ortama taşıma), tür koruma ve restorasyon (yeniden üretme-yenileme) gibi in situ ve ex situ koruma teknikleri gösterilmektedir. İkincisinde ise profesyonel topluluk olan botanik bahçelerinin taksonomik olarak sırasıyla bitki türlerini bulma, tanımlama, toplama, koruma ve yetiştirme becerilerine sahip oldukları ifade edilmektedir.

Bir bitki türünün ex situ koruma potansiyelinin değerlendirilmesi, botanik bahçelerin hali hazırda koruduğu ve ex situ yönetim altında tuttuğu (nesli tehlike altındaki türler de dahil) bitki çeşitliliğinin boyutunun değerlendirilmesi ile mümkündür. Ross Mounce ve arkadaşlarının 2017 yılında yayınlanan çalışmalarında dünyadaki botanik bahçelerinin bitki koruma çalışmalarını nasıl yaptığı anlatılmıştır. Çalışmaya göre botanik bahçelerinin, ex situ ve entegre koruma uygulamaları ile birlikte bitki türlerinin kaybolmalarını önlediği ve dünyada en az 105.634 bitki türünü korudukları vurgulanmıştır. Bu rakam toplam bitki çeşitliliğinin % 30’una, tehlike altındaki türlerin de % 42’sine karşılık gelmektedir. Bu önemli rakamlar botanik bahçelerinin tek başına ex situ korumadaki önemini göstermektedir.