Sizi hiç örümcek soktu mu? Beni soktu. Hem de bir karadul.

Daha öncesinde örümceklerle ilgili fazla bilgim yoktu.

Sizi hiç örümcek soktu mu? Beni soktu. Hem de bir karadul.
Sizi hiç örümcek soktu mu? Beni soktu. Hem de bir karadul.

Beni soktu. Hem de bir karadul. Daha öncesinde örümceklerle ilgili fazla bilgim yoktu. Sadece Tarantula denilen örümceği duymuştum. Korkulduğu kadar zehirli olmadığını ve bizim coğrafyamızda yaşamadığını biliyordum. Ama Karadul denilen minicik siyah bir örümceğin bizim coğrafyamızda yaşadığını bilmiyordum.

O gün evden çok hızlı çıkmam gerekiyordu. Verandada giyip içeri almayı unuttuğum bir ayakkabımı aceleyle topuklarına basacak şekilde ayağıma geçirdim. Arabama binerek Şile merkezine doğru yola çıktım. Bir süre sonra ayak serçe parmağımda kaşıntı benzeri bir etki hissettim. İlk tahminim çorabıma takılmış bir dikenin parmağımı rahatsız ettiğini düşünmem oldu. Rahatsızlığı yaratan dikeni temizlemek için arabayı durdurdum. Yarım giydiğim ayakkabıdan ayağımı çıkartırken mercimek büyüklüğünde bir örümceğin kaçmaya çalıştığını gördüm. Herhangi bir dikenin olmadığını görünce hissettiğim rahatsızlığın kaçmakta olan örümceğin marifeti olduğunu anladım. Sıradan bir örümcek tarafından basit bir şekilde ısırıldığımı düşünmeme rağmen onu bırakmak istemedim. Kaçmıyordu. Onu beyaz bir kağıdın üzerine koyup yakından baktım. Parlak siyah gövdesinin tam ortasında kırmızı bir nokta dikkatimi çekti. Daha dikkatli bakınca onun doğum yaptığını gördüm. Birbirine serit şeklinde bağlı nokta büyüklüğünde yumurtalarını çıkartmaya devam ediyordu. 

Beni ısırmasına ve canımı çok acıtmasına rağmen kaçmayarak doğum yapmaya devam ettiği için ona sevgi hissettim. Onu üzerindeki kâğıttan düşmesine izin vermeden yavaşça güvenli bir yere bıraktım. 0n dakika sonra diken batığı gibi gelen tesir, arı sokması kadar can acıtıcı bir hal aldı. Gittikçe acı büyüyordu. Eve geldiğimde hemen bilgisayarımı açarak örümcek sokması ile ilgili görselleri aradım. Birçok resme baktıktan sonra beni sokan örümceğin resmini gördüm. Çektiğim fotoğraftakinin aynısı idi. Altında da Karadul yazıyordu. Birden irkildim. Karadul denilen örümceğin çok zehirli olduğunu ve seviştikten sonra erkeğini sokarak öldürdüğünü ve böylece 15 gün sonra yumurtadan çıkacak yavrularını erkeğin çürümüş bedeni ile beslediğini hatırladım. Hemen Karadulla ilgili araştırma yaptım. Coğrafyamızda yaşayan en zehirli hayvan olan çıngıraklı yılandan bile On dört kat daha fazla zehirli olduğunu öğrendim. Okuduğum yazının başlığında da “Korkmayın, Karadulun her soktuğu ölmüyor ve yaşayanlarda oluyor gibi” yazıyordu. Birden dehşete kapıldım. Daha önce defalarca arı, böcek, çıyan, akrep hatta yılan tarafından ısırılmıştım ama bu defa ölüm tehlikesinden söz ediliyordu. Hemen zehirlenme ve sokulma vakaları için bilgi alınan 114 ü aradım. Telefondan bilgi veren doktor, hemen tam teşekküllü bir hastaneye gitmemi söyledi. “Panzehir bulabilir miyim?” diye sorduğumda ise ülkemizde yılan ve akrep zehirine karşı panzehir bulunmasına rağmen örümcek panzehiri ithal edilmediğini, sadece Brezilya da bulunduğunu öğrenince korkum tavan yaptı. Çünkü bu durumda muhtemelen ölecektim. 

Hastaneye ulaştığımda acildeki doktorlar, Karadul zehirlenmesi diye bir vaka ile ilk defa karşılaştıklarını söyleyerek benim yaptığım gibi 114’ten bilgi aldılar. Hemen yatağa yatırıldım. Bir koluma tetanoz iğnesi yapılırken diğer koluma anti allerjik bir serum takıldı. Ağrı ve sancı dayanılmaz boyutlara geldiğinde doktorlardan ağrı kesici iğne yapmalarını istedim. Gelen yanıtla Karadul zehirlenmelerinde ağrı kesici kimyasalların solunum kaslarını etkileyerek solunumu durdurduğunu ve bu yüzden ağrı kesici yapılamadığını anladım. Tansiyonum 22/15 rakamlarına kadar yükseldi. Sağ kalçama kramplar girmeye başlamış ve karnım şiddetli sarsıntılarla kasılmaya başlamıştı. O anda en önce yapmam gereken şeyin panik durumumu düzeltmek olduğunun fark ettim.ve sakinleşmek amaçlı burundan nefes alıp yavaşça ağızdan nefes vermeyi akıl ettim. Bir süre sonra yeniden ölçtüklerinde tansiyonumun 18/11 ‘e gerilediği görüldü. Şimdi de acıyı dayanılır bir seviyeye indirmem gerekiyordu ve bunun için ısırılan yerden nefes alma imgelemesine geçtim. Acıyı içime çekerek kabul ettim. Sancıyla eş zamanlı senkronize nefesler alarak ağrının azalmasını sağladım. Bu arada sokulan parmağımın üzerine konulan buz torbası ile acı katlanabileceğim bir seviyeye indi. Acının en aza indiği an, örümceğin yavrularını doğurmak ve doğurmak için tehdit gördüğünden beni ısırdığını düşünmek oldu. O kızgınlıkla onu öldürmediğim ve tersine güvenli bir yere bıraktığım için kendime saygı duydum. 

Yatakta uzanmış yatarken birkaç gün öncesini hatırladım. O gün nefes koçluk eğitiminde öğrencilerime yaklaşık on seneden beri hastalanmadığımı, nezle bile olmadığımı ve hiç hastaneye gitmek zorunda kalmadığımı söylemiştim. Şimdi söylediğimin aksine buradaydım. Ne zaman çok iddialı konuşsam böyle deneyimler yaşıyordum. Böyle kendimle konuşurken sancı yeniden arttı. İstemeden de olsa elim şişen ayak parmağıma gitti ve okşamaya başladım. Parmağıma masaj yaparken ısırılan delikten bir miktar ödemin aktığını gördüm ve masaj yapmaya devam ettim. Bu durumda şiş biraz daha indi. Sonra lenf sisteminin daha hızlı çalışması için hızlı diyafram solunumu yapmaya başladım. Alkoloza girip başımı döndürünceye kadar hızlı nefeslere devam ettim. İşe yarıyordu. Bir saat sonra doktorlar kontrole geldiklerinde zehir etkisinin artırmasını ve benim daha kritik bir safhaya geçmemi beklerlerken nispeten iyileşmiş olmam onların çok şaşırtmıştı. Hiperventilasyona devam ederek toksik maddelerin dışarı taşınmasına destek vermeye devam ettim. İki saat sonra şiş parmak iyice inmiş, baş dönmesi, mide bulantısı ve sağ ayağıma giren kramplar azalmıştı. 

Gece ortasında doktorlar izin vermese de bir sorumluluk belgesi imzalayarak hastaneden ayrıldım. Evde nefesle çalışmaya devam ettim. Sabaha karşı zehirin büyük miktarını dışarı atmam anlamına gelen yoğun bir terleme yaşadım. Sonra her şey yavaş yavaş yerine geldi. Acıyan ve kramplar giren ayağımın üzerine basmaya başladım. Karnıma ve kalçama giren kramplar ve ısırılan yerdeki acı iki gün daha devam etti. Şimdi kendimi çok yorgun hissediyor olmamın dışında sorunum kalmadı ve kendimi daha iyi hissediyorum. Birçok insan bu konuda örümceğin bana erkini verdiğini ve beni daha güçlü hale getirdiğini söylüyorlar.

Alıntıdır: Mustafa Kartal
Bu yazıyı daha önce zehirli bir hayvan tarafından sokulmamış kişilerin neler yaşandığı ve ne yapmaları gerektiği hakkında farkındalık yaşamaları için hazırladım…