Gökyüzünün Taçları: Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar, aslında sıradan gök taşlarından farkı olmayan gök cisimleridir.

Gökyüzünün Taçları: Kuyruklu Yıldızlar
Gökyüzünün Taçları - Kuyruklu Yıldızlar

Kuyruklu yıldızlar gök cisimlerinin aksine çok daha parlak renklere ve uzun kuyruklara sahiplerdir. Kuyruklu yıldızın temelini oluşturan gök taşlarının taşıdığı kaya ve metal ile birlikte, bol miktarda su, azot, metan, veya karbondioksit buzu içerir. Bu gök taşı Güneşe yaklaştıkça ısınan yüzeyi tüm buzlarını buharlaştırarak gök taşının çevresini tamamıyla sarıp gidiş yönünün tersine bir kuyruk oluşturur.

Kuyruklu yıldızın atmosfer uzantısı yada virgül biçimindeki kuyruğu Güneşten hızla uzaklaşarak toz ve iyonize gazdan oluşmuş soluk renkteki uzantıdır kuyruklu yıldızın kuyruğu. Oluşan bu kuyrukları 150 milyon kilometreyi bulabiliyor. Kuyruklu yıldızlar güneş sistemine her yaklaşıp yüzeyindeki gazları eritince ömürleri biraz daha azalır.

Bir kuyruklu yıldız ortalama 500 kere kuyruklarını gösterdikten sonra yani üzerindeki tüm buzu tükettikten sonra normal sıradan bir Asteriode dönüşürler. Ardından kimileri yok olana dek parçalanırlar. Fakat kimi kuyruklu yıldız bu kadar şanslı olmaz Güneşe yada bir gezene çarpıp yok olurlar, eceli bir ölümü tatmadan. Diğer bir kısım kuyruklu yıldızlar ise dönüşü olmayan bir yola çıkarlar; sonsuza dek Güneş sistemini terk ederler.

Kuyruklu yıldızların aslında insan oğluna çok büyük faydası dokunmuş olabilir. Bir çok bilim insanı dinozorların sonunu Dünyamıza çarpan bir kuyruklu yıldızın getirdiğini düşünüyorlar. Şüphesiz dinozorlar yok olmasaydı, insanlar ya var olamazdı yada bu kadar yayılamazdı. Büyük ihtimal ile de ne petrol nede doğal gaz oluşumu hiç bir zaman gerçekleşemeyecekti.

Bir teoriye göre insanların ve hayvanları  kısaca Dünyadaki yaşamın temel kaynağı olan suyun büyük bir kısmını da kuyruklu yıldızlara borçluyuz. Güneş sisteminin çok erken dönemlerinde Dünyaya çok sayıda kuyruklu yıldız çarpmıştır, ve kuyruklu yıldızın yapılarında buz eriyip sıvı suya dönüşerek Dünyamıza su kazandırmıştır.  Aslından içtiğimiz su uzayın karanlık ve eşsiz boşluğunda bu kuyruklu yıldızlar tarafından bize bir armağan olabilir.

Astronom Sör William astronomi spektroskopisi alanında çalışmaya başlayan ilk bilim adamlarındandı. Huggins kuyruklu yıldızın yansıttığı ışığı oluşturan dalga boylarını ayırmak için bir spektroskop kullanıyordu. Işığın bazı frekanslarının kuyruklu yıldızda bulunması tercih edilir ki böylece kuyruklu yıldızı oluşturan maddenin kimyası çıkartıla bilsin.

1868 yılına ait Winnecke II kuyruklu yıldızının spektrumu alınmıştır aynı zamanda zeytin yağının da spektrumu alınmıştır. İki spektrum arasında inanılmaz bir benzerlik ortaya çıkmıştır. Fakat bu benzerlik yüzünden kimse kuyruklu yıldızda zeytin yağı varlığına şükretmedi.

Fakat bu benzerliğin bize gösterdiği şu oldu: Kuyruklu yıldızlara baktığımız da molekülsel bir kırıntı olan diatomik  karbon yada C2 -birbirine bağlı iki karbon atomu- mevcuttur ve gaz ile ısıtılmış zeytinyağı buharına baktığımızda da aynı şeye rastlıyoruz. Bu bir organik molekülün keşfidir; yer yüzeyinde fazla tanıdık bir molekül değildir, çünkü diğer moleküllerle çarpışınca istikrarını kaybeder. Vakum ortamı ister ki buda yeryüzünde yoktur.

Kuyruklu yıldılar bölümlere ayrılmıştır. Her bölümünde ayrı bir adı vardır.

Nüve: kuyruklu yıldızın çekirdeğini oluşturan bölüm buz, gaz, kozmik toz ve diğer katı cisimlerden oluşmaktadır.

Koma: Nüveyi yanı çekirdeği çevreleyen ışık topu şeklinde gözüken bu kısım, çekirdekten buharlaşan su, karbondioksit  ve nötr gazların oluşturduğu yoğun bir buluttur.

Hidrojen bulutu: Seyrek ama son derece büyük bir hidrojen zarfıdır.

Toz kuyruğu: kuyruklu yıldızın görülebilen en belirgin özelliğini oluşturan yani kuyruğunu oluşturan, çekirdekten kaçan gazlarla taşınan mikroskobik toz partiküllerini oluşturan duman.

İyon kuyruğu: Güneş rüzgarlarıyla reaksiyon sonucu iyonize olmuş plazma kuyruğuna verilen addır. Yüzlerce km'eye varan bir uzunluğa sahiptir.

Kuyruklu yıldızlar birde yörüngelerine göre sınıflandırılırlar

Kuyruklu yıldızlar güneş ve gezegenlerin çekim çekim etkisi altındadırlar. Bu nedenle Güneşin etrafında tam bir tur dolanım yapmaları için harcadıkları zamana göre sınıflandırılırlar. 200 yılın altında olan dolanımlar ''kısa periyotlu'', 200 ve üstü olanlarda ''uzun periyotlu'' denir en küçük periyota sahip kuyruklu yıldız Encke'dir.

Kuyruklu yıldız yapısında telaş yaratan bir molekül keşfedilmişti. Siyanür. Potasyum siyanürün bir tek zerreciğinin bile dilimize değmesi bizi anında öldürmeye yeterlidir. Bu sebepten ötürü bu keşif bizi o yüzden baya endişelendirmişti.

İnsanlar arasında endişe özellikle 1910 yılında yerküremizin Halley Kuyruklu yıldızının  kuyruğu arasında geçeceği tahminleri yürütülünce, büyüdü. Astronomlar insanları yatıştırmaya çalıştılar. Yerküremizin Halley kuyruklu yıldızının kuyruk arasından geçeceğinin kesin olmadığını, geçse bile kuyruğundaki CN molekülleri yoğunluğunun az olması nedeniyle tehlikeli olmayacağını söylediler. Fakat hiç kimse astronomlara inanmadı. Kuyruklu yıldız geldi ve geçti fakat ölen hiç kimse olmadı birde hiç kimse yeryüzünde fazladan CN molekülünü saptayamadı.