Neden Şeker Hastası Oluruz?

Diyabet hakkında yazılabilecek birçok detay olabilir ancak bizim bu yazımızda ilgilendiğimiz asıl nokta, bu hastalığın evrimsel süreçte neden yok olmadığı ve geçmişte nasıl bir yarar sağlamış olabileceği.

Neden Şeker Hastası Oluruz?
Neden Şeker Hastası Oluruz

Geçtiğimiz günlerde, “çığır açan buluşlar” ödülünü alan Svante Paabo isimli İsveçli dahi bu soruya çok açıklayıcı bir cevap buldu. Paabo tek bir DNA’dan 40.000 yıl kadar geriye giderek neandertal insanlarla ilgili çok çarpıcı bilgilere ulaşabiliyor. Paabo’nun çalışmalarını anlamak için Diabetes mellitus hakkında genel bir açıklama faydalı olacaktır.

TİP 1 diyabet halk arasında biraz daha bilindik olup pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonun ortadan kalkması ve ya yeteri kadar salgılanamaması sonucu ortaya çıkar. İnsülin kandaki şekerin hücrelere girmesini sağlayarak hücrelerin enerji ihtiyacını karşılayan bir hormondur(glukagon antagonisti). Bu diyabet tipine genetik yatkınlık ve çoğunlukla t-lenfosit kaynaklı, beta hücrelerini etkileyen bir otoimmün yanıt neden olur.

TİP 2 diyabet ise; pankreas beta hücreleri verimli olsa bile hücre yüzeyi üzerindeki insülin algılayıcı reseptörlerde duyarsızlık gelişmesi sonucu insülinin işlev gösterememesidir.

Diğer bir deyişle hücre içine giremeyen şeker ve insülin, kanda artış gösterir ve hiperglisemiye neden olur. Böyle bir durumda karaciğerden salınan glukoz miktarını düzenleyici ve ya insülin duyarlılığını arttırıcı ilaçlar kullanılabilir. Burada küçük bir önemli bilgi vermekte fayda var: son zamanlarda yapılan çalışmalarda polikarbonat plastiklerin yapımında kullanılan “bisfenol A” (bkz: su şişeleri) maddesinin idrardaki miktarı ile Tip 2 diyabet insidansı arasında pozitif bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

Diyabet hakkında yazılabilecek birçok detay olabilir ancak bizim bu yazımızda ilgilendiğimiz asıl nokta, bu hastalığın evrimsel süreçte neden yok olmadığı ve geçmişte nasıl bir yarar sağlamış olabileceği.

Paabo bu noktada bize ödüle layık bir çalışma sunuyor; avcılık-toplayıcılık sistemi ile hayatta kalan atalarımız için bilindiği gibi yiyecek bulmak büyük bir sıkıntıydı. Atlatılan kıtlıklar, avda harcanan enerji, göçler vb.. Durum böyle olunca şu an “hastalık” olarak adlandırdığımız “Diabetes mellitus”, o dönem için son derece faydalı bir hayatta kalma mekanizmasıydı. Fakat günümüzde besin bulmak çok daha kolay olduğu gibi çoğu zaman “aşırı” olarak bile adlandırılabilir. (Bunu daha iyi anlamak için obezite ve diyabet arasındaki ilişkileri gösteren istatistikleri incelemek de faydalı olabilir. ) Yani diyabet denilen bu hayatta kalma mekanizmasının modern insan için bir “hastalık” olması bu bakış açısıyla son derece mantıklıdır.

Sonuç olarak, Neandertal atalarımız gibi avcılıkla hayatta kalmaya uygun olmadığımızı var sayarsak, düzgün bir diyet ve düzenli egzersiz gibi aktivitelerle önlem alabiliriz.