Birden fazla dil bilen insanlar için daha fazlasını öğrenmek neden kolaydır?

İki dil bilen bir beyin ikinci bir dilden daha fazlası için hazırdır.

Birden fazla dil bilen insanlar için daha fazlasını öğrenmek neden kolaydır?
Birden fazla dil bilen insanlar için daha fazlasını öğrenmek neden kolaydır?

Kış tatilinden hemen önce, beşinci sınıfta okuyan kızım okuldan eve geldi, ağzını açtı ve bana anlaşılmayan karışık sözler söyledi. Bütün gününü Çince ‘ye gömülerek harcadığı için şikâyet ettikten sonra, bana kusursuz bir şekilde İngilizce konuşup ödev yaptığı arkadaşıyla Çince konuşmaya devam ederken bazen hangi dili kullanacağını şaşırıyor.

Dürüst olmak gerekirse, bu özel günü uzun zamandır hevesle bekliyordum. Kızımın gittiği ilkokula Çince dilini sokmak için birkaç sene çalışan biri olarak, ikinci bir dili hakikaten kavradığını gösteren bu duruma karşı heyecanımı zar zor frenleyebiliyordum.

Erken dil eğitimleri çok iyidir çünkü iş dile geldiği zaman 7 yaşından küçük çocuklar birer dâhidir. Çoğu ebeveyn gibi ben de çocuğumun mümkün olduğu kadar çok dili akıcı konuşmasını istedim çünkü bu sayede daha fazla insanla iletişim kurabilir ve bu yüzden farklı kültürleri keşfetmek için önemli bir araca sahip olabilirdi.

Ortaya çıktığına göre bu aynı zamanda beyni için faydalı olabilirdi.

Belirli beyin yapılarındaki sinirsel işlemleri ortaya çıkaran gelişmiş görüntüleme araçlarının yardımı sayesinde araştırmacılar, birden fazla dilde akıcı olmanın, kavrama ile ilgili işlemleri düzenleme ve yönetme yeteneği olan yönetimsel işlevi artırdığı fikrinde birleşiyorlar. Bir kaç on yıl önce psikologlar alışkanlık olarak çocukları iki dil bilecek şekilde büyütmenin onların kafasını karıştıracağını ve öğrenmede gecikmeler yaşamalarına sebep olacağını söyleyerek uyarıyorlardı, durum böyleyken bu köklü bir değişiklik.

Northwestern Üniversitesi’nde çift dilliliğin kavrama ve sinirsel etkinlikleri üzerinde çalışan Viorica Marian’a göre iki dil bilen insanlar hakkında en ilgi çekici görüşlerden birisi, beyinlerinde iki dili de sık sık etkinleştiriyor olmaları. Yani örneğin, bir kelimenin bir parçasını bile duyduğunuz anda beyniniz kelimeleri tahmin etmeye başlıyor. Sadece Türkçe konuşan birisi kar kelimesini duyabilir ve beyni karışık ve karga kelimelerini olasılıklar olarak harekete geçirir. İki dil konuşan birisi iki dilde de benzer seslere sahip kelimeleri etkinleştirecektir. İşin püf noktası uygun kelimeyi kullanmaktır.

Çift ve tek dil konuşanların bu görevi nasıl başardıklarını karşılaştırmak için Marian ve iş arkadaşları, manyetik yansıtma görüntüleyici (MRI) kullanarak etkin hale geçen beyin bölgelerini gözledikleri deneklerin, bir dil anlama görevi gerçekleştirmelerini istedi. 18 ve 27 yaş arası gönüllüler bulut gibi bir dizi kelime duydular ve içinde bulut olan – ve bulgur gibi benzer seslere sahip kelimeler olan- resimlere baktılar. Deneklerin sadece kelimeyle eşleşen resimleri seçmesi gerekiyordu.

Marian ve iş arkadaşlarının Brain & Language dergisinin 2014 Aralık sayısında bildirdiklerine göre, çok dil bilen insanlar sadece görevleri tamamlamakta tek dil konuşan insanlardan daha hızlı değildi. Buna rağmen, tek dil bilen gönüllüler bu sıradan görevi tamamlarlarken beyinlerindeki çekingenlik ve yönetim denetimi ile bağlantılı bölgeleri etkinleştirmek zorunda kaldılar. İki dilli gönüllülerin beyinlerinin diğer dilden kelimeleri sürekli duyması yüzünden, beyinlerinin bu bölgelerinde çok az etkinlik gerçekleşti. Sadece bir dil konuşanlar daha fazla zorlanmıştı.

Gerçekte, başka dilden kelimeleri alışkanlık olarak duymak ve uygun dili kullanmak, yönetim işlevi gerektiren diğer görevlerin göreceli olarak kolay olduğu beyin için oldukça etkili bir çalışmadır.

Fazladan bu beyin çalışması biz yaşlandıkça çok önemli olabilir. Dünya çapındaki çalışmaların gösterdiğine göre iki dil bilen insanlar, Alzheimer hastalığı belirtilerini tek dil bilen insanlardan yaklaşık 5 yıl daha sonra göstermeye başlıyor. Çok yakın zamanda Belçika, Ghent Üniversitesi’nden Evy Woumans, Wouter Duyck ve iş arkadaşlarının Bilingualism: Language and Cognition’a söylediklerine göre çift dil bilen Alzheimer hastaları, tek dil bilen Alzheimer hastalarından ortalama 4,6 yıl sonra anlamlı belirtiler gösterdiler ve bu hastalara tek dil bilenlerden 4,8 yıl sonra teşhis konuldu. Şunu bilmek önemli ki Alzheimer hastalığı çift dil bilen insanlarda sonradan gelişmiyor – rakamlar bu topluluğun hastalığın zararları ile daha iyi mücadele ettiğini yansıtıyor.

Ortaya çıktığına göre dilin, eğitimden, sosyo ekonomik durumdan ve müzik çalmak gibi zihin yorucu uğraşlardan daha güçlü bir etkisi var. Hindistan’daki Hyderabad Üniversitesi’nden ve İskoçya’da bulunan Edinburgh Üniversitesi’nden araştırmacılar, okuryazar olmayan deneklerin arasında Alzheimer belirtilerinin gelişiminde çift dilin benzer bir üstünlüğünü gösterdiler.

Peki, çift dil bilmenin neden örneğin piyano çalmaktan daha büyük etkisi var? Cevap, dili sıkça kullandığımız gerçeğinde yatıyor olabilir. Yapması zor olan herhangi bir şey beyin için yararlıdır: matematik soruları çözmek, satranç oynamak, müzik çalmak. Fakat bu etkinliklerin herhangi biriyle uğraşmak dili çalıştırır çünkü düşünce gerektirir. Sonuçta, eğer iki dil biliyorsanız, iki kere düşünürsünüz.

O halde, belki çocuğumu dil eğitimi içeren bir okula göndermek, asla hayal etmediğim ömür boyu faydalara sahip olacak.

Ve ben sadece bir dil konuşmama rağmen, araştırma ayrıca bana adım atmak için çok geç olmadığını söylüyor: Bu ay yayınlanan bir çalışma 6 ay İspanyolca dersi alan yetişkinlerin, dil çalışmamış olanlar ile karşılaştırıldığında gelişmiş yönetim işlevlerine sahip olduklarını buldu.