Jump to content

Forumlar

  1. Bilim Lobisi

    1. Bilim Dünyası

      Global etki yaratan ve dikkat çeken bilimsel çalışmalar ile ilgili güncel gelişmeleri takip ediyoruz.

      60
      ileti
    2. Merak Ettiklerimiz

      Okyanustan bir damla suya kadar aklınızdaki tüm konularda sorgulama ve bilgi paylaşımı bu kategoride yer alacaktır.

      90
      ileti
    3. Hastalıklar ve Sağlık

      Hastalıklar, rahatsızlıklar, teşhisler, bulgular, belirtiler ve tedaviler..

      42
      ileti
    4. Bilim Projeleri

      Tüm proje etkinliklerini amatör veya profesyonel ayırt etmeden burada paylaşabilirsiniz.

      8
      ileti
    5. Sahte Haber ve Spekülasyonlar

      Aldatıcı başlıklarla dolu bir internet ortamını sorguluyor, doğruları birlikte öğreniyoruz.

      10
      ileti
    6. Konu Dışı

      Bir çok farklı konuda yazabileceğiniz, ancak herkesin dikkatini çekmeyebilir diye düşündüğümüz konuları burada topluyoruz.

      62
      ileti
  2. Bilim Forum Bölümü

    1. Yönetim Duyuruları

      Olmazsa olmaz kurallarımızı, önemli duyurularımızı dile getiriyoruz.

      9
      ileti
    2. Öneriler, Eleştiriler ve Şikayetler

      Forum adresimiz için tüm, soru, öneri, eleştiri, görüş ve şikayetleriniz için buradayız.

      2
      ileti
    3. Çöp Kutusu

      Vakit kaybı olarak gördüğümüz ancak belki ihtiyacı olan olur gözüyle baktığımız başlıklar

      • Burada henüz ileti yok
  • Üye İstatistikleri

    132
    Toplam Üye
    1.218
    Çevrimiçi Rekoru
    cibernetik3451
    En Yeni Üye
    cibernetik3451
    Kayıt tarihi
  • Katılmak ister misin?

    Giriş yapabilir veya kayıt olabilirsin!

  • İletiler

    • Yenilebilir böcekler, besin kaynaklarının tükenmesi sorununa çözümün bir parçası olma potansiyeline sahiptir. Böcekler, geleneksel hayvancılık üretiminin çevresel etkisini azaltmaya yardımcı olabilecek, sürdürülebilir ve çevre dostu bir protein kaynağıdır. Böcekler, geleneksel çiftlik hayvanlarıyla aynı miktarda protein üretmek için daha az yem, su ve toprağa ihtiyaç duyarlar ve daha az sera gazı üretirler. Bununla birlikte, böceklerin tek başına gıda tükenmesi sorununa tam bir çözüm olmadığına dikkat etmek önemlidir. Gıda kaynaklarının tükenmemesini sağlamak için, tarımsal uygulamaların iyileştirilmesi, gıda israfının azaltılması ve sürdürülebilir gıda üretimi ve tüketiminin teşvik edilmesi dahil olmak üzere bir dizi yaklaşımın benimsenmesi gerekecektir. Böcekleri diyete dahil etmek, gıda kaynaklarının tükenmemesini sağlamak ve daha sürdürülebilir ve çevre dostu bir gıda sistemi oluşturmak için daha geniş bir stratejinin bir parçası olabilir. Böcek türlerini hayvan yemi olarak kullanmak doğru mudur? Bir çok sebep ile birlikte böceklerin bir besin bileşeni olarak rasyonlara dahil edilmesi ve gıda kaynağı olarak optimize edilmesi mantıklı bir uygulama olabilir: Böcekler sürdürülebilir ve çevre dostu bir protein kaynağıdır: Böcekler, geleneksel çiftlik hayvanlarıyla aynı miktarda protein üretmek için daha az yem, su ve toprağa ihtiyaç duyar ve daha az sera gazı üretirler. Bu, onları hayvan yemi için daha sürdürülebilir ve çevre dostu bir seçenek haline getirir. Böcekler hayvan sağlığını iyileştirebilir: Böcekler, protein, yağ ve çeşitli vitamin ve mineraller dahil olmak üzere zengin bir besin kaynağı olabilir. Bu, diyetlerinin bir parçası olarak böceklerle beslenen hayvanların sağlığını ve üretkenliğini geliştirmeye yardımcı olabilir. Böcekler yem maliyetlerini azaltabilir: Böcekler, özellikle soya veya mısır gibi geleneksel protein kaynaklarıyla karşılaştırıldığında, hayvan yemi için uygun maliyetli bir protein kaynağı olabilir. Bu, çiftçiler ve diğer hayvan üreticileri için yem maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olabilir. Böcekleri hayvan yemi olarak kullanma fikri, güvenli bir şekilde tedarik edildikleri ve işlendiği ve alerji veya hassasiyetlerle ilgili endişeler dikkate alındığı sürece iyi bir fikir olabilir. Daha sürdürülebilir bir çevre yaratmaya yardımcı olmak için geri dönüşüm sürecinde kullanılabilecek birçok böcek türü vardır. Bu amaçla kullanılmış olan bazı böcek örnekleri şunları içerir: Siyah Asker Sineği (Black Soldier Fly) larvaları: SAS larvaları, gıda artıkları gibi organik atıkları kompost haline getirebilen verimli ayrıştırıcılardır. Un kurtları: Un kurtları, organik atıkları geri dönüştürmek ve onu hayvanlar veya insanlar için protein bakımından zengin yemlere dönüştürmek için kullanılabilir. Mavi şişe sinekleri: Bluebottle sinekleri (Callpihoridae familyası üyeleri), hayvan gübresi gibi organik atıkları kompost haline getirmeye yardımcı olabilecek verimli ayrıştırıcılardır. Bok böcekleri: Bok böcekleri (gübre böcekleri), hayvan gübresinin geri dönüştürülmesine yardımcı olabilir, besin maddelerini toprağa geri döndürür ve sentetik gübre ihtiyacını azaltır. Bu ve diğer böcek türlerini geri dönüşüm sürecinde kullanarak daha sürdürülebilir bir çevre oluşturmak ve atıkların çevre üzerindeki etkisini azaltmak mümkündür. Yazının tamamı ve kaynağı: MVC Organic - Yeni bir dünya düzenine ihtiyacımız var mı?
    • Periyodik cetvel, elementlerin özelliklerinin gösterildiği bir tablo ve çeşitli bilim dallarında sıklıkla kullanılır. Özellikle kimyada ve fizikte, periyodik cetvel çok yararlı bir araçtır ve elementlerin atomik yapısı, elektron dizilimi, kimyasal özellikleri ve fiziksel özellikleri hakkında bilgi sağlar. Periyodik cetvel, elementlerin atom numaralarına göre sıralanmıştır. Atom numarası, bir elementin proton sayısını gösterir ve elementlerin periyodik cetvelde yer aldığı sıra da bu proton sayısına göre belirlenir. Bu sayede, elementlerin fiziksel ve kimyasal özellikleri arasında bir ilişki sağlanmış olur ve elementlerin özellikleri, proton sayılarına göre gruplandırılır. Periyodik cetvel, çeşitli bilim dallarında farklı amaçlar için kullanılabilir. Örneğin, kimyada elementlerin birbirleriyle reaksiyon geçirebilme olasılığını belirlemek için kullanılır. Ayrıca, fizikte elementlerin elektron dizilimi hakkında bilgi sağlar ve böylece elementlerin iletkenlik düzeyleri ve diğer elektriksel özellikleri hakkında bilgi verir. Periyodik cetvel, ayrıca metal, ametal ve semimetal olarak sınıflandırılan elementlerin özelliklerini de gösterir. Bu sınıflandırma, elementlerin kimyasal özelliklerine göre yapılır ve metal elementlerinin elektron yapısı, ametal elementlerininkine göre farklıdır. Semimetal elementleri ise, hem metal hem de ametal özellikleri gösterir. Periyodik cetvel, kimyada ve fizikte önemli bir araçtır ve elementlerin özellikleri hakkında bilgi sağlar. Ayrıca, metal, ametal ve semimetal elementlerin özelliklerini de gösterir ve elementlerin birbirleriyle reaksiyon geçirebilme olasılığını belirlemek için kullanılır.
    • Göz rengi, göz bebeği içinde bulunan pigmentlerin miktarına ve dağılımına göre belirlenir. En yaygın göz renkleri mavi, yeşil, gri ve siyahtır. Ancak, göz rengi genetik olarak belirlenir ve birçok farklı renkte olabilir, örneğin açık mavi, koyu mavi, yeşil, turkuaz, gri, kahverengi ve siyah. Göz rengi değişebilir ve zamanla açılıp koyulaşabilir. Bu değişimin nedeni, göz bebeği içinde bulunan pigmentlerin miktarının değişmesidir. Göz rengi, aynı zamanda ışık koşullarına ve kişinin ruh haliyle de ilgilidir. Örneğin, göz rengi, ışık koşullarının karanlık olması durumunda daha koyu görünebilir. Genetik olarak göz rengi nasıl değişir? Göz rengi, insanların genetik yapısına göre belirlenir. Bu yüzden göz rengi, bir kişinin annesi ve babasından geçmiş olduğu genlerle belirlenir. Genler, insanların fiziksel özelliklerini, örneğin göz rengini, saç rengini ve cilt rengini belirleyen moleküllerdir. Göz rengi, göz bebeği içinde bulunan pigmentlerin miktarına ve dağılımına göre belirlenir. En yaygın göz renkleri mavi, yeşil, gri ve siyahtır. Ancak, göz rengi genetik olarak belirlenir ve birçok farklı renkte olabilir, örneğin açık mavi, koyu mavi, yeşil, turkuaz, gri, kahverengi ve siyah. Göz rengi, özellikle de açık renklerin değişimi, zaman içinde de değişebilir. Bu değişimin nedeni, göz bebeği içinde bulunan pigmentlerin miktarının değişmesidir. Örneğin, bebekler doğduklarında genellikle mavi gözlü olurlar, ancak göz rengi zamanla değişebilir ve daha koyu hale gelebilir. Bu değişim, pigmentlerin miktarının ve dağılımının değişmesinden kaynaklanır. Genetik olarak göz rengi, insanların annesi ve babasından geçmiş olduğu genlerle belirlenir. Bu genler, insanların fiziksel özelliklerini, örneğin göz rengini, saç rengini ve cilt rengini belirleyen moleküllerdir. Örneğin, eğer bir kişinin annesi mavi gözlü ve babası kahverengi gözlü ise, bu kişinin göz rengi kahverengi olma ihtimali daha yüksektir. Ancak, bu kişinin göz rengi aynı zamanda diğer genlerden de etkilenebilir ve mavi, yeşil veya gri gibi farklı renklerde de olabilir.
    • Aynı atomun birçok çeşitleri vardır ki bun­lara “izotop” denir. İzotopların çoğu radyoak­tiftir. Örneğin karbon atomlarının birçok izoto­pu vardır; bunların birbirinden tek farkı, çekir­deklerinin içindeki nötron sayısıdır. Batı radyo­aktif izotoplar yalnız alfa zerrecikleri yayarlar. Kimisi de yalnız beta zerreciği yayar. Öte yan­dan, kimi izotoplar her iki tür zerreciği de ya­yarlar. Bugün radyoaktif izotoplar endüstri ve tıp alanlarında kullanılmak üzere yapay olarak yapı­labiliyor. Bunları yapmak için doğada serbest olarak bulunan karbon, iyot gibi elemanlar özel fırınlarda ya da reaktörlerde uranyum kulla­nılarak radyoaktivite karşısında bırakılıyor. Radyoaktif izotopların kullanım alanları Tıp araştırmalarında bilginler radyoaktif izo­toplar kullanarak hastanın beyninde ya da baş­ka organlarında neler olup bittiğini anlayabilir­ler. Örneğin radyoaktif iyot enjektörle azar azar hastanın damarına verilir. Tiroit bezi kana karı­şan izotopu emer. Bu arada hastanın boynu yakı­nına konan bir Geiger sayacı tiroidin emdiği izotop miktarını saptar. Böylece büyümemizi etkileyen bir bez olan tiroit üzerinde birçok bilgi edinilebilir. Radyoaktif izotoplardan endüstri alanında da çok yararlanılır. Örneğin petrol borularındaki tıkanıklıkların bulunmasında izotoplar kulla­nılır. Boru hattının bir ucuna küçük bir tıkaç ko­nur. Borunun içinde akan petrol bu tıkacı tıka­nıklığın bulunduğu noktaya kadar götürür. Tı­kaç buraya varınca durur. Tıkacın içine bir tüp radyoaktif izotop yerleştirilmiştir. Bundan sonra yapılacak tek şey, bir Geiger sayacı ile boru hattı boyunca dolaşmaktır. Tıkacın bulunduğu yere varıca Geiger sayacı işlemeye başlar, böylece de tıkanıklığın yeri bulunmuş olur.
    • 1780’lerde yapılan ilk balonların içine sıcak hava dolduruluyordu. Hepimizin bildiği gibi, sı­cak hava yukarıya yükselir. Yükselir, çünkü çev­resini saran soğuk havadan daha hafiftir. Hava ge­çirmez bir torbanın içine sıcak hava doldurun, yükseldiğini göreceksiniz. İşte sıcak hava doldu­rulan balonların temeli de buydu. Balonların altı açıktı; buraya asılan bir mangalda kömür yakıla­rak balonun içindeki havanın sürekli sıcak kalma­sı sağlanıyordu. Elbet bu oldukça tehlikeli bir işti. Daha sonra geliştirilen hidrojen balonları bir­çok bakımdan sıcak havalı balonlardan üstündü. Bildiğiniz gibi, hidrojen bütün gazların en hafifi­dir. Havadan on dört kat daha hafiftir. Dolayısıy­la hidrojen doldurulmuş balonlar sıcak hava dolu balonlardan çok daha kolay ve çabuk yükselebilir. Ancak hidrojenin de büyük bir sakıncası vardır: Çabucak tutuşarak patlayabilir ki, bu da büyük tehlikeler doğurur. Günümüzde yapılan balon­ların çoğuna ise helyum dolduruluyor. Helyum hidrojenden biraz daha ağırsa da, yanmadığı için tehlikesizdir. Balonculuk 1930'lara kadar pek gözde bir spordu. Bununla birlikte günümüzde balonlar spor amacıyla değil, daha çok hava tahmini ve bilim­sel araştırma amacıyla uçuruluyor. Bu “iskandil” balonları atmosfere birçok araç-gereç taşıyor ve atmosferin çeşitli düzeylerindeki sıcaklığı, nemi, basıncı ölçmekte kullanılıyor. Bunlar ayrıca bir radyo vericisi de taşır ve aldıkları sonuçlan bu verici aracılığıyla yerdeki bilim adamlarına bildi­rir. Eski balonlarda en büyük sorun balonun iste­nen yöne değil, ancak rüzgârın götürdüğü yöne doğru yol alabilmesidir. 1900’de Ferdinand von Zeppelin ilk yönetilebilir balonu, yani “motorlu balonu” uçurmayı başardı. Balon 126 m. boyun­daydı. Uzun, puroyu andırır bir biçimi vardı. Sert bir iskelet üzerine gaz geçirmez deri gerilerek ya­pılmıştı. Balona yol alması için gerekli gücü, yeni geliştirilmiş olan bir benzin motoru sağlıyordu. Çok geçmeden Zeppelin’in motorlu balonları yolcu ve posta taşımaya başladı. İngiltere, Amerika ve Rusya da buna benzer motorlu balonlar yaptı. Ne var ki 1930’larda birbiri ardı sıra balon kazaları baş gösterdi. Balonun ne denli tehlikeli bir araç olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Bunun üzerine balonlar hizmetten kaldırıldı.
  • Forum İstatistikleri

    • Konu
      208
    • ileti
      284

Hakkımızda

Sitemiz bir "Günlük" olarak derleme yayın, yorum, diyalog ve yazılara vermektedir. Güncel bilim haberleri ve gelişmelere ek olarak özellikle sosyal medyada gözden kaçan, değerli gördüğümüz tüm içeriğe kaynak ve atıflar dahilinde sitemizde yer vermekteyiz. Bu sitede verilen bilgilerin kullanım sorumluluğu tümüyle kullanıcıya aittir. Sayfalarımızda yer alan her türlü bilgi, görsel ve doküman sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir.

Bilim Günlüğü internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır. Yer Sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

Yer Sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız buradan iletişime geçerek bildirebilirsiniz. 

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.

×
×
  • Yeni Oluştur...