Bilim Günlüğü

Pavlovun köpeği ve klasik koşullanma deneyi neden önemlidir?

Klasik koşullanma ve Pavlovun deneyi, yersiz yere kullanılan tanıtıcı psikoloji terimlerinden biridir. Peki nedir?

Klasik koşullanma ve Pavlovun deneyi, yersiz yere kullanılan tanıtıcı psikoloji terimlerinden biridir. Çoğu kişi bunun çağrışımsal öğrenme biçimlerinin en basitlerinden biri olduğu hakkında genel bir fikre sahiptir ve insanlar sıklıkla Ivan Pavlov’ın 1927 yılında köpeklerle yaptığı deneyle ilgisi olduğunu bilirler, fakat genellikle buradan öteye gitmez.

Klasik Koşullanma Nedir? (ve Neden Önemlidir?)

Hatırlanması gereken en önemli şey, klasik koşullanmanın gönüllü davranışı (bu edimsel koşullanmadır ve bu başka bir makale) değil, otomatik ve refleks tepkileri kapsadığıdır. Bu ne anlama geliyor? Bir kere bu, şu anlama geliyor, klasik koşullanma kipinden meydana getirilebilecek tepkiler, eğitilmekte olan hayvan (veya insan) tarafından doğal olarak verilen tepkilere dayananlar.

Aynı zamanda sağlamayı umduğunuz tepkinin, bilinçli farkındalık seviyesinin altında meydana gelmesi gerektiği anlamına geliyor – örneğin tükürük salgısı, mide bulantısı, kalp atışının hızlanması veya yavaşlaması, göz bebeğinin genişlemesi veya daralması veya hatta daha dönüşlü bir motor tepki (örneğin acı veren bir uyarıcıdan geri çekilme gibi). Diğer bir deyişle, bu tepki türleri istemeden yapılır.

Temel klasik şartlandırma işlemi böyle işler: nötr bir uyarıcı, koşulsuz bir uyarıcı (UCS) ile eşlenir. Canlıda herhangi bir tür tepki harekete geçirmediği sürece, tarafsız uyarıcı herhangi bir şey olabilir. Diğer tarafta, koşulsuz uyarıcı, güvenilir bir şekilde doğal bir tepkiyle sonuçlanır. Örneğin insan gözüne ışık tutarsanız, göz bebeği kendiliğinden daralacaktır (ışığı açıp kapatırken bunun olduğunu aynada görebilirsiniz). Pavlov bunu “koşulsuz tepki” olarak adlandırdı. (UCR)

Klasik koşullanma ve Pavlov Deneyi
Klasik koşullanma ve Pavlovun Deneyi

ile ortaya çıkar çıkmaz, koşullu bir uyarıcı haline gelir (CS). Eğer CS ve UCS sürekli birlikte meydana gelirse, iki uyarıcı zamanla ortak hale gelecektir. Başlangıçta UCS’ye tepki olarak üretilen tepki de, yalnız başına ortaya çıkmış olsa bile CS’ye tepki olarak üretilecektir. Pavlov bunu “şarta bağlı tepki” olarak adlandırmıştı. (CR)

Bunu biraz daha somut hale getirmek için, Pavlov’un köpeklerini bir örnek olarak kullanacağız. Öğrenme meydana gelmeden, et tozu verildiğinde (UCS) köpekler tükürük salgılayacaktır (UCR), fakat zilin çalmasına tepki vermezler (nötr). Ardından Pavlov, köpeklere biraz et tozu vermeden hemen önce sürekli zili çalacaktır. Çok yakında, köpekler zil sesini, et tozunun hazır bulunacak olmasıyla ilişkilendirmeye başlarlar. Sonuç olarak, arkasından hemen et tozu (UCS) gelmese bile zili (CS) duyar duymaz tükürük salgılamaya başlayacaklardır (CR). Diğer bir deyişle, et tozunun güvenilir bir işaretçisinin zil olduğunu öğrenmişlerdir. Bu yolla Pavlov, önceden nötr olan bir uyarıcıya karşı istemsiz, kendiliğinden ve refleks bir tepkiyi ortaya çıkarmayı başarmıştır.

Çoğu İngilizce dilindeki ders kitaplarının “koşulsuz uyarıcı,” “koşullanmamış uyarıcı” gibi terimler kullandığını aklınızda bulundurun. Bunun sebebi, Pavlov’un Rusça’sından İngilizce’ye bir çeviri hatasıdır. Daha iyi bir çeviri, “şarta bağlı” olacaktır.

Klasik koşullanma bize bazı bağımlılık veya ilaç bağımlılıklarının nasıl çalıştığını anlamakta yardımcı olabilir. Örneğin bir ilacın tekrarlı kullanımı, ilacın etkilerini karşılamak için vücudun onu telafi etmesine neden olabilir. Bu durum kullanıcının eşdeğer etkiyi almak amacıyla daha fazla maddeye ihtiyaç duymasına neden olur (buna bağışıklık denir). Ancak, bağışıklığın gelişimi diğer çevresel değişkenleri (şarta bağlı değişkenleri) de dikkate alır, buna bağışıklığın durumsal özgünlüğü denir. Örneğin alkolün tadı, belirli bir yönde olmaya eğilimlidir ve alkol olağan yönde tüketildiği zaman, vücut etkiye karşı koymak için tepki verir. Fakat alkol yeni bir yönde alınırsa (Four Loko’da olduğu gibi), birey aşırı doz alabilir. Bu etki aynı zamanda ölümcül dozda uyuşturucuya dayanıklı hale gelmiş insanlar arasında da gözlenmiştir: alışılmış dozlarını alışılmamış bir ayarda alırlarsa aşırı doza maruz kalabilirler. Bu sonuçlar farelerden insanlara kadar çeşitli türlerde bulunmuştur.

Bu örneklerde, vücudu ilaca karşı hazırlanmaya (şarta bağlı tepki) yönlendiren şey çevresel şartlardır (şarta bağlı uyarıcı). Fakat şarta bağlı uyarıcının olmadığı zaman, vücut kendini ilaca yeterli olarak hazırlayamaz ve kötü şeyler olabilir.

Klasik şartlanmanın bir diğer örneği ise iştah açma etkisi olarak bilinir. Eğer normalde nötr olan fakat sürekli bir yemeği haber veren uyarıcı varsa, insanların acıkmasına sebep olabilir, çünkü bu uyarıcı, sindirime hazırlanma gibi vücuttaki istemsiz değişimleri teşvik eder. Zaten adına “yemek zili” denilmesinin bir sebebi var.

Klasik şartlanma ayrıca vahşi yaşamı koruma çabalarında da kullanılır! 2015 Eylül ayında ’da John Platt, klasik koşullanmanın bir şekli olan olumsuz tat koşullanmasının aslanları sığırları avlamaktan alıkoymak için kullanıldığına dikkat çekiyor. Dolayısıyla bu durum çiftçilerin aslanları öldürmesini önlemeli.

Bu dikkate alındığında, araştırmacılardan oluşan takımı, sekiz kediye onları geçici olarak mide rahatsızlığına uğratacak kadar kurt yok edici madde olan tiabendazol ile işlenmiş sığır eti verdiler. WildiZe kurucusu Eli Weiss, The Aspen Times’a şöyle konuşuyor: “Bu aslında kötü bir hazımsızlık durumuna sebep oluyor.”

İşlenmiş sığır etini birkaç yemekte yedikten sonra aslanlara bir kez daha işlenmemiş et sunuldu. Sekizinden yedisi onu yemeyi reddederken, sekizincisi de aslında kısa bir dönem için yemeyi tamamen reddetti.

Bu örnekte, kurt yok edici madde (UCS) ile birleştirildiği zaman et, aslında nötr uyarıcıdır. Koşulsuz tepki, rahatsız olma hissidir. Bu yüzden, rahatsızlık hissi (CR) sığır eti ile ilişkilendirilerek (CS), sığır etinden hoşnutsuzluk duymakla sonuçlanır.

simplypsychology.org/pavlov.html

learning-theories.com/classical-conditioning-pavlov.html

psychologistworld.com/behavior/pavlov-dogs-classical-conditioning.php