Bilim Günlüğü
Öpeyim de geçsin tabirinin altında yatan gerçekleri inceliyoruz

Acıyan yerimizi okşamak neden ağrımızı azaltır?

Öpeyim de geçsin tabirinin altında yatan gerçekleri inceliyoruz, acı sensörleri ve Nosiseptörler desek, bir şeyler çağrıştırır mı?

Kolumuzu bir yere çarptığımızda, karnımız veya başımız ağrıdığında elimizi ağrıyan/acıyan yere götürüp okşarız. Bunu çoğu kez bilinçsizce gerçekleştirsek de, aslında acıyan yerimizi okşamak ağrımızı gerçekten de hafifletir. Peki, bunun nedeni nedir? Nosiseptörler tabirinden biraz bahsedelim mi?

“Öpeyim de geçsin”

Ağrının hissedilmesinin ilk adımı nosiseptörler adı verilen özel ağrı reseptörlerinin uyarılmasıdır. Bu reseptörler kimyasal, mekanik veya sıcaklık gibi doku hasarına yol açabilecek her türlü uyaranı algılayabilirler.

Örnek verecek olursak, sıcaklık uç değerlere ulaştığında bazı nosiseptör türleri uyarılarak acı hissetmemize neden olur. Bu yüzden elimiz yandığında ya da uzun süre soğuğa maruz kaldığımızda acı hissederiz. Acı biber yediğimizde ağzımızın yanmasının nedeni de bu biberlerin içindeki “kapsaisin” adı verilen bir kimyasalın bu nosireseptörleri uyarmasıdır.

Mentollü şekerlerin ağzımızda bir serinlik bırakmasının arkasındaki mantık da aynıdır.

Öpeyim de geçsin tabirinin altında yatan gerçekleri inceliyoruz
Öpeyim de geçsin tabirinin altında yatan gerçekleri inceliyoruz

Bir yerimiz zarar gördüğünde hissettiğimiz ağrı zarar gören dokunun salgıladığı ATP, histamin ve prostaglandinler gibi kimyasalları algılayan nosiseptörlerin uyarılması ile gerçekleşir. Kimyasallar sayesinde uyarılan sinir hücreleri (nosiseptörler) 2 farklı yolakla ağrı bilgisini merkezi sinir sistemine, yani omurilik ve beyne taşır:

  1. Nosiseptörlerden gelen bilgi, sinirler aracılığıyla omuriliğe ulaşır. Bu sayede nosiseptörler motor sinir hücreleriyle iletişime geçer, sinirler kaslara emir verir ve bu sayede ağrıyan yerimizi hızlıca hasara neden olan kaynaktan uzaklaştırırız. Yani daha biz farkına varmadan (bilgi beynimize ulaşmadan), hasar kaynağından refleks olarak uzaklaşmış, dolayısıyla kendimizi korumuş oluruz.
  2. Omuriliğe giriş yapan sinir hücreleri sadece motor nöronlarla değil, aynı zamanda omuriliğin karşı tarafına geçerek beyne giden sinir demetiyle de iletişime geçer. Sinir demeti beyin sapını geçerek talamus ve korteksin pek çok bölgesine bilgi gönderir. Aynı zamanda limbik sisteme ve hipotalamusa da bilgi gittiği için duygusal stres ve kusma, baş dönmesi gibi fiziksel belirtiler de ağrıya eşlik edebilir.

Zihin ve beden birbirleriyle nasıl iletişim kurar?

Nosiseptörlerden gelen bilgiyi merkezi sinir sistemine (omurilik ve beyne) ulaştıran üç tür sinir demeti vardır: A-Delta, A-Beta ve C sinir demetleri.

A-Delta sinir demetinden beyne gelen bilgi genellikle ağrı olarak algılanırken, eğer C demeti uyarılmışsa bu bilgi kaşıntı olarak algılanır. Bu sinir demeti ile ilgili kısıtlı bilgimiz olsa da ağrı ve kaşıntı arasında zıt bir ilişki olduğunu biliyoruz. Örneğin bir yerimiz kaşındığında o bölgeyi acıtacak şekilde kaşırız ki, kaşıntı hissinden kurtulalım. Benzer bir şekilde ağrı kesicilerin bir kısmı bazı kişilerde kaşıntı gibi yan etkilere neden olabiliyor.

A-Beta sinir demeti ise bizim sorumuz için asıl önemli olanı. Okşama gibi mekanik uyaranları algılayabilen bu demet beyne giden sinir hücrelerini durduran nöronları aktive ettiği için ağrıyan yeri okşamak ağrı seviyesinin düşük algılanmasına yardımcı oluyor.

Yani gördüğünüz üzere ağrıyan yerimizi okşamamız boşuna değil. Ağrı elbette sadece okşama gibi fiziksel uyaranlardan değil; duygusal durumumuz, beklentilerimiz ve gördüğümüz ilgi gibi pek çok durumdan etkilenebilen bir his.

Ağrısız günler dileğiyle…

Yazar: Kübra Çelikbaş | Noroblog arşivinden.
Kitap: Human Physiology / Dee Unglaub Silverthorn syf. 355-359
Kitap: Beyin / Rita Carter syf. 104-107
Görsel: Freepik.com