Pestisit Nedir? Pestisitlerin Çevreye Etkileri

Pestisit: Genellikle tarım arazilerinde zararlı böceklere, funguslara, akarlara, bakterilere ve yabancı otlara karşı kullanılan inorganik bileşiklerdir.

Pestisit Nedir? Pestisitlerin Çevreye Etkileri
Pestisit Nedir? Pestisitlerin Çevreye Etkileri

Genellikle tarım arazilerinde barınan zararlı böcekler, mantarlar, akarlar, bakteriler ve yabancı otlara karşı kullanılan inorganik bileşiklere pestisit denir. Diğer yandan aynı amaçla kullanılan biyolojik ürünler olarak biyo-pestisitlerde bulunmaktadır ve bunlar doğa ve insan için çok daha faydalıdır.

Pestisitlerin insanlar ve çevre için hem yararları hem de zararları mevcuttur. Üreticiler, ürünlerini garanti altına almak, hızlı sonuca ulaşmak ve uygun maliyet gibi sebeplerden dolayı sentetik pestisit kullanımını tercih etmektedir. Diğer yandan biyo-pestisitlerde bulunmaktadır ve bir çoğu üreticiler tarafından tercih edilmektedir.

Pestisitler kendi içinde onlarca alt kategoriye ayrılır ve pestisitleri oluşturan bileşikler çok çeşitlidir. Pestisitlerin asıl kullanım alanı tarım arazileridir ve 2017 verilerine göre Türkiye'de yer alan tarım arazilerinde 54 bin ton sentetik pestisit kullanımı gerçekleştirilmiştir.

Sentetik pestisit kullanım oranları her yıl ton bakımından artmaktadır. Elbette bu kadar sentetik pestisite meyilli bir tarım politikasının hem Dünya'da hem de Türkiye'de döndürülmesi pek mümkün olmayan feci sonuçları olacaktır.

Sentetik pestisitler toprağı, suyu ve havayı kirletir, hedeflenen türlerden ziyade yararlı türlerinde yok olmasına sebep olurlar. Ancak  sentetik pestisitler bilgisiz bir şekilde kullanılmasının önüne geçilebilirse bizler için zararlı etkileri ile faydaları eşitlenmiş olur.

Bir nokta da pestisitler sağlığımız için yarar da sağlar, Örneğin eskiden bu yana hububatlarda bulunan fungus türleri insanda kansere ve diğer hastalıklara neden olurken pestisitler sayesinde bu gibi bir çok konuda önlem alabildik.

Sentetik pestisitler; bakterisit, fungisit, insektisit, herbisit, nemasitit, akarisit gibi bazı türleri olmak üzere çok geniş bir kategori oluşturmaktadır. Örneğin fungiler için fungisit, yabancı otlar için herbisitler kullanılmaktadır. Her biri organizma için zehir niteliğindedir ve öldürücü etkiye sahiptir.

Elbette zararlı diyebileceğimiz organizmaları öldürme yeteneğine sahip olan pestisitler, sadece onlar için zarar teşkil etmez, doğayı ve doğanın içinde bulunan canlıları da kötü bir akıbete sürükler. Ancak son cümlem yanlış anlaşılmamalı, bu gün pek çok hastalıktan korunabiliyorsak bu yine pestisitler sayesindedir. Pestisitlerin çevre ve insan üzerine olumlu etkileri de mevcuttur. Bu bilgilere ilerleyen başlıklarda yer verilmiştir.

İnsanların zararlılara karşı sentetik kimyasallar kullanması günümüzde gerçekleşen bir şey değildir. Eski Mısır'dan, Çin'e, Çin'den, sanayi devrine kadar pestisit kullanımı gerçekleştirilmiştir. Ancak sanayi devri ile konvansiyonel tarımın hız kazanmasıyla pestisit kullanımı bir hayli artmıştır.

Türkiye'de ise 1950'lerde yaygınlaşmaya başlayan pestisit kullanımı 2002 yılında zirveye ulaşmış sonra düzenli artışlarla devam etmiştir.

ABD ve Dünya'da ise pestisit kullanımı Türkiye'nin çok daha üstündedir. Ancak ABD, AB, Çin, Rusya gibi Dünya nüfusunun yarısından fazlasını içinde bulunduran ülkelerin refah düzeyi düzenli olarak artış gösterdiğinden dolayı, bu ülkelere ait tükecilerde yedikleri gıdalarda sentetik pestisit kalıntılarının olmamasına dikkat etmeye ve seçici olmaya başlamıştır. Bu sebeple Türkiye'de ihracatta yer almak isteyen üreticiler yavaş ama istikrarlı bir şekilde iyi tarım uygulamalarına geçmektedirler.

Sentetik pestisitler tarımsal arazilerde sistematik olarak kullanıldığında ilk toprakta ve havada kirlilik yaratmaya başlıyor, ardından bu kirlilik tatlı su kaynaklarıyla birleşerek tüm canlı yaşamının hayatının içinde yer alıyor ve büyük bir etki bırakıyor.

Araştırmaya göre Türkiye'nin ihraç ettiği 47 üründe klorpirifos bulunmuştur. Bu durum son derece üzücüdür çünkü bir organizmayı öldürmek için kullandığımız tarımsal zehirlerin kendi vücutlarımızda bulunması hiçbirimizi memnun kılmaz. Diğer yandan insan sağlığından ziyade çevre için de pestisitlerin döndürülemez olan etkileri mevcuttur.

Türkiye'de yıllara göre pestisit kullanımı. Türkiye'de yıllara göre pestisit kullanımı.

Pestisitlerin Tanımı ve Sınıflandırılması

Pestisitler için Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan tanım şu şekildedir; “insan veya hayvanlarda oluşabilecek hastalıkları taşıyıcı; gıdaların, tarımsal ürünlerin, ahşap ve ahşap ürünlerinin veya hayvan yemlerinin üretimi, işlenmesi, taşınması, depolanması ve/veya pazarlanması sırasında bu uygulamaları olumsuz etkileyecek her türlü zararlının önlenmesi, yok edilmesi veya kontrol altına alınması amacıyla veya hayvanlar üzerinde veya vücutlarında bulunabilecek zararlıların kontrol altına alınması amacıyla kullanılan maddelerdir.'' Bu tanımdan anlıyoruz ki, pestisitler sadece tarımsal alanlarda kullanılan yöntem ve ilaçlar değildir, daha geniş bir alanı kapsamaktadır.

Pestisitler sentetik ve biyolojik olma üzere ikiye ayrılmaktadır. Biyopestisitler; bitki pestisitleri, mikrobiyal pestisitler ve biyokimyasal pestisitler olmak üzere 3'e ayrılmaktadır.

Bitki pestisitleri biyoteknolojinin alanına girmektedir. Buna göre böceklere karşı bitkilerin ürettiği doğal subratları oluşturan genleri alınarak başka bir bitkiye aktarılmasını içermektedir. Mikrobiyal pesitisitler ise fungus, bakteri gibi türleri kullanarak zararlılarla savaşımı içerir. Örneğin entomopatojen türler buna çok iyi bir örnektir. Diğer yandan biyokimyasal pestisitler ise feromonları içerir.

Meyve sineklerinde feromonlar ile mücadele örneği bir çok kez sergilenmiştir. Sentetik pestisitler ise inorganik diyebileceğimiz maddeleri içermektedir. Sentetik pestisitlerin sınıflandırması kullanım alanına göre değişmektedir. Akarlar için akarisit, funguslar için fungisit, böcekler için insektisit, nematodlar için nametisit olmak üzere hemen her zararlı ve hastalığa karşı pestisit türleri bulunmaktadır.

Pestisitlerin Kısa Tarihi

Sentetik pestisitlerin upuzun bir tarihi bulunmaktadır. M.Ö. 1500'lere ait papirüslerde bit, pire ve eşek arılarına karşı kullanılan insektisitlerin kayıtları bulunmaktadır. 19. yy'da sanayi devriminin hız kazanmasıyla zararlılara karşı insektisitler kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca bu konvansiyonel tarımın bir başlangıcıdır.

Organik kimyanın da gelişmesiyle günümüze kadar 6000 civarında sentetik bileşik patentlenmiş, bunlardan 600'ünün ticari olarak kullanımına başlanılmıştır. Günümüzde en çok kullanılan sentetik pestisit türleri insektisitler, herbisitler ve fungisitlerdir.

Biyopestisitlerin de çok uzun bir tarihi olduğu düşülmektedir. Parazitoitler ile ilgili ilk kayıt  1602’de Lahana kelebeği Pieris rapae’ye karşı parazitoit Apanteles glomeratus’un kullanımıdır.

Türkiye'de bu konuda çok geç kalmamıştır, yüz yıldan daha fazla bir zamandan önce, Osmanlı Devleti mevcutken yani 1912'de Icerya purchasi’nin mücadelesinde kullanılmak üzere avcı böcek Rodolia cardinalis’in getirilmiştir. Ardından bu avcı böcek 1932 yılında yine yurt dışından getirilerek Çukurova ve Ege bölgesine salınmıştır.

Sentetik Pestisitlerin Çevreye Etkileri

Sentetik pestisitler doğayla buluştuktan sonra bir dizi reaksiyon başlar. Bir kısmı bitkilerin bünyesinde ve ürünlerde atık olarak kalır. Diğer bir kısmı toprakta biyotik ve abiyotik çözünmeye uğrar.

Biyotik çözünme mikroorganizmalar tarafından pestisitlerin çözünmesini içerir, abiyotik çözünme ise ışık ve ısı ile gerçekleşir. Her iki durumda da topraktaki birikim azalmış olur. Ancak pestisitler hava yoluyla akarsulara rahatlıkla ulaşabilmektedir. Akarsulardan ve ürünlerde oluşan kalıntı bizlerin ve diğer hayvanların bünyelerine akın eder. Diğer yandan sentetik pestisitlerin kullanımında ve sonrasında bazı olumsuzluk ortaya çıkar.

Bir üst şekilde pestisitlerin yayılım süreci gösterilmiştir. Pestisitler önce toprağa, sonra havaya ve sonra suya ulaşmaktadır. Bu süreç balıklardan kuşlara devam etmektedir.

Pestisitlerden en çok etkilenen türler arasında kuşlar bulunmaktadır. Kuşlarda görülen pestisit kalıntısı birikim olayı diğer canlılara göre neredeyse 85 bin kat daha fazladır.

Pestisitlerin Biyoçeşitliliğe Etkisi

Pestisitler Dünya nüfusunda büyük bir doyurucu güç ve şimdilik tarımsal arazilerimizin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak pestisitler biyoçeşitlilik için o kadar faydalı değildir. Evet pestisitler zararlıları ve hastalıkları %100 oranında yok etmezler, aynı şekilde faydalı canlılarında neslini tüketemezler fakat zararlılarla olan mücadelemizde bizlere fayda sağlayacak olan faydalı ve predatör türleri olumsuz yönde etkileyebilirler. Pestisit şirketleri her ne kadar belli bir türe etki etmesi için pestisitler üretse de, uygulama da birçok faydalı canlı grubunu etkileyebilmektedir.

Pestisitlerin Toprağa Etkisi

Diğer pestisitlerden ziyade herbisitler toprağı en çok etkileyen pestisit türlerinden birisidir. Pestisitler toprak yapısını bozmakta, verimliliğini düşürmekte ve sigara içen bir insanın akciğerleri gibi toprağı yavaş bir şekilde öldürmektedir.

Bir gram toprakta milyonlarca fungus, bakteri, alg ve maya hücresi bulunmaktadır. Bu mikroorganizmaların toprağın özünü oluşturmakta ve onu yapılandırmaktadır.

Eğer pestisit kullanımında önerilen dozun üzerine çıkılır ve bilinçsiz bir kullanım sağalnırsa tarım arazilerimizin ve toprağımızın yok olmasına çok bir süre kalmamış demektir.

Ayrıca toprakta ağır metal kirliliğine neden olurlar.

Pestisitlerin Havaya Etkisi

Pestisitlerin bir kısmı çözünerek buharlaşma ve sis yoluyla havaya karışırlar. Bu durum bir dizi çevresel kirlenmeyi tetikler. Havaya karışan pestisitler daha geniş çapta yayılım göstererek pestisit kullanılmayan alanlara da ulaşabilir. Buralarda kalıntılara sebep olabilir.

Hava yoluyla pestisitler doğal alanlarımıza bile ulaşarak bizlere, evcil hayvanlarımıza ve diğer canlılara zarar verebilirler. Pestisitler, organizma vücudunda serbets radikal oranının artmasına neden olur. Diğer yandan kanserojen etkiye sahiptir. Hava yoluyla yayılım fazla olduğundan akarsulara da karışabilir.

Pestisitlerin Suya Etkisi

Su, yaşamın temel maddesidir ve olmazsa olmazıdır. Birçok faaliyette suyu kullanırız. Özellikle yeraltı suları büyük önem arz etmektedir ve bu kaynaklar kirlendiğinde temizlenmesi büyük maliyetler gerektirmektdir.

Suyun pestisitler ile kirlenmesi hava yoluyla olabilir ancak daha önemlisi bitki ve toprak üstünde kalan pestisit kalıntılarıyla da akarsularımız ve yaraltı sularımızda kirlilik oluşabilir. Toprak yüzeyinde ve içinde kalan pestisit kalıntıları yağmurlar sayesinde yeralatı sularına ulaşabilir. Bu da beraberinde önemli kirlilik sorunlarını getirir.

Pestisitlerin Hayvanlara Etkisi

Pestisitler sadece zararlı organizmaların yanında faydalı canlıları öldürmekle kalmaz, hedeflenmeyen canlıları morfolojik, fizyolojik ve anatomik özelliklerini değişime uğratır. Bunun en iyi örneği, mısır tarlalarında yabancı otlara karşı kullanılan bir herbisit olan atrazindir.

Bileşik formulü C8 H14 Cl N5 olan atrazin mısır tarlası çevresinde bulunan kurbağalarda cinsiyet değişimine sebep olmuştur ve atrazine maruz kalıp cinsiyet değiştiren kurbağaların oranı %90-95 arasında değişmektedir. Bu oranlar çok yüksektir ve korkutucudur.

Araştırmacılar atrazine maruz kalan erkek kurbağaların yetişkinlerinde dişi davranışları gözlemlerken, larvalarda ise erkek kurbağalarda yumurtalık oluşumu gözlemlenmiştir. Buradan anlayabiliriz ki bilinçsiz sentetik pestisit kullanımının canlılar üzerinde ağır etkileri bulunmaktadır.

Pestisitlerin Olumlu Etkileri

Pestisitler çevre, hayvan, bitki ve insan sağlığı için tehlike oluşturduğu su götürmez bir gerçektir. Ancak bu nokta da pestisitlerin çevre ve insanlık için sağlamış olduğu faydalarda es geçilmemeli, pestisitlere tamamen düşman gözüyle bakılmamalıdır.

Eğer pestisitleri fütursuzca kullanmak yerine daha dikkatli kullanmaya özen gösterirsek kirliği ve zararı büyük ölçüde azaltmış, sürdürülebilirliği de sağlamış oluruz. Aslında pestisitlerin zarar teşkil ediyor olması insan kaynaklı oluşur. Doğru dozajda kullanmama, bilinçsiz kullanma, uygulamayı yanlış yapmak bunlardan bazılarıdır.

Pestisitlerin insanlara sağladığı en büyük katkı; hastalık ve zararlılarda mücadelede düşük maliyetler ile yüksek kalite armağan etmesidir. Bitki Koruma Ürünleri aynı zamanda sıtma, filiarsis, tripanazoma ve onkoseriasis gibi taşıyıcıyla bulaşan hastalıkları kontrol ederek milyonlarca hayatı kurtarmaktadır.

Yabancı otların temizlenmesinde de herbisitlerin insan sağlığına olan katkısı kuşku götürmemektedir. Herbisit kullanımı kişilerde kas ve omurilik sorunlarını ortadan kaldırmıştır.

Biyopestisitlerin Çevreye Etkileri 

Biyopestisitler, sentetik pestisitlerin yerini almada bir numaralı adaylardır. Biyoçeşitliliğe ve çevreye olumlu etkileri saymakla bitmez. Ancak her zaman hızlı bir çözüm yolu olmadığından çok tercih edilmemektedir ve bazen lab sonuçları ile elde edilen biyopestisitler doğal koşullarda aynı etkiyi ortaya koymamaktadır. Bunun başta ekolojik mevki olmak üzere birçok nedeni bulunmaktadır.

Vektör mücadelesinde kullanılan balık türleri.

Vektör mücadelesinde kullanılan balık türleri.

Biyopestisitler çevre ve toprak düzenlenmesinde önemli etkiye sahiptir. Biyoçeşitliliğe zarar vermez. Toprağın sentetik kimyasallar ile kirlenmesine neden olmazlar. Aynı şekilde hava ve su kirliliğine de sebep olmazlar. Dahası kirlilik giderici özellikleri vardır. Bazı mikroorganizmalar su, toprak ve havada bulunan ağır metal kirliliğinin önüne geçebilmekte, ağır metalleri yok edebilmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Sentetik pestisitler uygun dozda doğru bir şekilde kullanıldığında çevreyi çok fazla etkilememektedir. Bu sebeple pestisitlerin tarımsal arazilerde uygulanması uzman kişiler tarafından yapılmalı ve yönlendirilmelidir.

Diğer yandan çevreye doğrudan zararı bulunan pestisitler tamamen kullanım dışı bırakılmalıdır. Örneğin uygun miktarda kullanımı ile erkek kurbağalarda cinsiyet değişimine sebep olan pestisitler yasaklanması gerekenlerden bazılarıdır.

Yukarıdakş tabloda gösterildiği üzere Türkiye'de pestisiti kullanımı 1950'lerde artış göstermeye başlamış, 2002 yılında ise zirveye ulaşmış, sonrasında tabloda önemli bir artış ivmesi yaşanmamıştır.

Pestisit kullanımı Türkiye'de diğer ülkelere göre daha azdır ancak yine  çevresel sorunlara neden olmaktadır. Bu denli pestisit kullanımına rağmen Türkiye'de hastalık ve zararlılar sebebiyle ürün kaybı %35'lerdedir. Bu durum sentetik veya biyopestisit anlamında TR'nin yeteri kadar şavaşım yapmadığını göstermektedir. Ve bu durum TR'de uzun yıllar sentetik pestisit kullanacağının bir habercisidir.

Sentetik pestisit kullanımından biyopestisit kullanımına geçilmeli ve bu alanda araştırmalar artmalıdır. Ekolojik mevki gibi sorunlar ortadan kaldırılmalıdır.

Örneğin bitki savunma salgılarını oluşturan genleri alıp elmaya aktardığımızı düşünün. Bu salgı lab ortamında zararlılara karşı etkili olsa da doğal koşullarda çok etkili olmayacaktır, olsa bile zararlılarda değişime uğrayarak elmayı tüketebilecek formlara dönüşerek evrim geçirecektir.

Biyolojik mücadelenin sürekli devam ettirilmesi için araştırmalara daha çok maddi destek sağlanması gerekmektedir.

Sentetik pestisitlerin ortaya çıkardığı sorunları ve kirliliği önlemenin en iyi yolu iyi tarım uygulamaları veya organik tarım uygulamalarına yönelmektedir.

Düzenli kontroller yapılmalı, hastalık ve zararlılar karşısında son çare olarak sentetik pestisitlere başvurulması gerekmektedir. Ayrıca sentetik pestisitlerin bıraktığı kalıntıların yok edilmesi ve temizlenmesi için mikrobiyal faaliyetler sürdürülmesi gerekmektedir.